Türkmenler başardıysa biz neden başaramayalım?

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU
Onlar "işgal altında", namlunun ucunda yaşıyorlar...
Canları, malları, ırzları, dünleri, yarınları her şeyleri tehdit altında.
Bu ahval şerait altında bizim onlara umut olmamız, yol açmamız, güç, destek, moral vermemiz gerekirken, onlar bize umut oluyor, yol gösteriyor, moral veriyor...
Irak Türkmenlerinden bahsediyorum...
Oy kullanmalarının engellendiği, kullandıkları oyların sandıkta hiç edildiği türlü hileye sahne olan Irak seçimlerinin ardından ilan edilen ve Türkmen şehirlerinde bile onları mağlup gösteren sonuçları kabul etmediler.
İtiraz ettiler.
İtirazlarının kabulü için direndiler.
Öyle iki saat bağırıp çağırmaktan, bir basın açıklaması, üç sosyal medya mesajıyla sözde bir direnişten bahsetmiyorum;
Tam 15 gün boyunca gece-gündüz, uyumadan, yorulmadan, kararlılıklarında en ufak bir kayıp olmadan her yerde direndiler. Evlerine girmediler. Yatak yüzü görmediler. Üstelik de bu iradeyi silahların gölgesinde, canları pahasına gösterdiler.
Sonuç:
Irak Meclisine taleplerini kabul ettirdiler; oyların yüzde 10'u yeniden ve bu kez elle sayılacak. Elektronik sayımla aradaki fark yüzde 25'i bulursa bu defa bütün oylar yeniden ve elle sayılacak!
***
Hani 24 Haziran'a dair "öğrenilmiş çaresizlik" pompalayıp duranlar var ya...
Hani "nasılsa yine kılıfına uydururlar" diye oylarınızı değersizleştirmeye/etkisizleştirmeye çalışanlar... Tercihlerinizin hükmü yokmuş algısı yaratanlar...
Kanmayın.
Türkmenler işgal, zulüm altında iç savaş koşullarında yaşadıkları Irak'ta oylarına sahip çıkmayı başarabildiyse biz kendi ülkemizde haydi haydi başarabiliriz!
***
O zaman dans Ruhat Hanım!
Gazeteci Ruhat Mengi, İYİ Parti kurucu üyeliğinden ve Genel İdare Kurulu üyeliğinden istifa etmiş.
Kişisel tercihidir, edebilir. İstifa ettiği partinin yetkili/ilgilileri dışında kimseyi ilgilendirmez.
Ama bu istifayı "Bunu daha uzun süre gizlemem, bugüne kadar hiç yalan söylemediğim sevenlerime, halkıma karşı sadakatsizlik olacaktı. Bu karar milletvekili listeleri açıklanmadan da önce verilmişti" diye bir yüksek erdem abidesi olarak dikmeye çalışırsa aklımızın, hafızamızın, algımızın ortasına...
Kendi adıma hakaret sayarım aklıma, hafızama, algıma!
"Orada bir duracaksınız" deme ihtiyacı duyarım.
***
Milletvekili listeleri 21 Mayıs günü ilan edildi; istifasına listelerden bağımsız "ilkesel" bir anlam yüklemeye çalışan Ruhat Hanım, 20 Mayıs günü İstanbul'da, İYİ Parti standı önünde coşuyor, taşıyor hatta o kadar ki kendisini kalabalığın ortasına atıp hâlâ tanımlayamadığım -Kafkasımtrak olduğunu sandığım- bir dans türünün en iddialı figürlerini sergiliyordu!
Partideki "MHP kökenlilerin çokluğundan rahatsız olduğunuz" için mi sokak ortasında ceylan gibi sekiyordunuz Ruhat Hanım?
Filmi bir kare geriye sarıyorum, 14 Mayıs günü, Ankara'da, ATO Congresium'da, Meral Akşener'in Cumhurbaşkanı Adaylığı Kampanyasını resmen başlattığı toplantıda yerinizde oturamıyordunuz, sık sık koltuğunuzdan -arkanızda oturanları rahatsız edecek şekilde- kalkarak alkışlıyor, "Huuuuu" gibi değişik tezahürat efektlerini seslendiriyor, tempo tutuyordunuz.
Parti programından rahatsızlığınızı mı gösteriyordunuz o hal ve hareketlerle?
Kişilerin hedefleri her neyse ona ulaşamamalarından "kahramanlık hikayeleri" çıkarmaya çalışmaları size de kabak tadı vermedi mi?
"Küstüm oynamıyorum" demek bu kadar zor mu sahi!
***
SORU-YORUM
Siyaset "İspatlamazsan ........sın" sezonuna girdi madem...
İddia sahibine soruyorum:
Isparta'ya 1992 yılında kurulan Süleyman Demirel Üniversitesini, 2001 yılında kurulan AKP'nin kurduğunu ispatlayabilir misiniz?
1999'da kurulan ve Türkiye'nin de kurucusu olduğu G20'ye, Türkiye'nin 2002'de başlayan AKP iktidarının soktuğunu ispatlayabilir misiniz?
Bunları ispatlayabilecek kadar olağanüstü yetenekleri olan bir AKP'li var mı?
Yoksa neye güvenip de gözümüze baka baka doğru olmayan şeyler söylüyorsunuz?
Yoksa "ayıp" da mı bir semt adı?
***
Gezi deyince...
"Gezi" deyince benim aklıma;
Kendisini "ağacı, çiçeği, böceği korumanın sevdasındaki gençlerin çadırlarını yakıp, provokasyon yapan polislere dikkat" diye uyaranları biber gazı, plastik mermi vs. ile cezalandırıp, altını oyan polislerin "destan yazdığını" savunacak kadar idrak yoksunu bir iktidar...
"Çocuğu" ölmüş anneleri yuhlatan bir vicdansızlık...
"Deri pantolonlu, üstü çıplak, başörtülü bacımıza işeyen adamlar" yalancılığı...
Bir de...
Katledilmeleri müstahak sayılan çocuklar geliyor.
Gerisi fasa fiso!
Yeniçağ

 

Yorum ekle