Bölge, ‘referandum’un ciddiliğini göremedi

Rafet Ballı
Konu: Barzanilerin bağımsızlık referandumu.

* * *

Soru 1: ABD Batı Asya’da kaybetti deniyordu.

Ağırlıklı yığınağı Pasifik’e kaydıracaktı. Çin’i çevrelemek için.

Öngörü: Bölgeyi terketmek zorundaydı. Az çok barışçı şekilde.

Şimdi: Vuruşarak bölgeye yerleşmeyi mi seçti?

Yani: Washington savaşı göze mi aldı?

* * *

Soru 2: İran’ın temel duruşu belliydi.

Onlara göre: Kürt konusu öncelikle Türkiye’nin sorunuydu.

Ne değişti de Tahran alarma geçti?

* * *

Soru 3: Türkiye ve İran...

Batı Asya’nın iki büyüğü.

Aralarında rekabet de ciddi, güvensizlik de.

Hangi riskleri gördüler ki, buluştular?

* * *

Soru 4: Batı Asya’nın dört ülkesi: Türkiye, İran, Suriye ve Irak...

Tarihte hiç olmadığı kadar yakınlaştılar.

Sürdürülebilir ittifak sistemi kurabilecekler mi?

* * *

Soru 5: Rusya’nın pozisyonu...

Kendi çıkarları, kendi hesapları var.

Kürt meselesinde... Petrol ve doğalgazda...

Moskova, Washington gibi dayatmacı mı olacak?

Yoksa: Sonuçta bölgeyle uyumlu durmayı mı seçecek?

* * *

Soru 6: Tayyip Erdoğan konusu...

Bazı kafalarda soru işareti çok.

Dış cephede sorgulanıyor: ABD karşısında nereye kadar direnecek?

İç cephede endişeler daha yaygın.

AKP, devlette laikliği tasfiye ediyor... Eğitimde Atatürk ve cumhuriyetçiliği.

Böylece, birleşik millet cephesini parçalıyor.

Sonuç: Türkiye olağanüstü tehlikeli bir döneme girdi.

Bu süreçten kaybetmeden nasıl çıkacağız?

Tek bir partiyle... Hele AKP önderliğiyle?

* * *

Birkaç gün bu konuları yazacağım.

Barzanilerin bağımsızlık referandumuyla başlayalım.

* * *

Öncelikle kaydedelim.

Bölgemiz “referandum”u anlamada eksik kaldı.

25 Eylül öncesinde 3 ayrı başkentte bulundum. Tahran’da, Şam’da, Beyrut’ta...

Irak kaynaklarıyla da temaslarım oldu.

* * *

İki sorunun cevabını aradım.

Bir: Referandumun arkasındaki asıl irade kimdi?

Cevaplar aynıydı: İsrail.

İki: Barzani, referanduma cesaret edebilecek miydi?

Cevaplar birbirine benziyordu yine: Büyük ihtimalle son anda vazgeçecekti.

* * *

Barzani’nin hesabı neydi?

Bölge başkentlerinin iki tespiti vardı.

İlki: Fazla yıpranmıştı Barzani.

Kürt bölgesindeki iktidarı tehlikedeydi.

“Bağımsızlık çalımı”yla güç devşirecekti.

İkincisi: Bağdat’tan yeni tavizler bekliyordu.

Mesela:

Bağdat’tan Erbil’i yetki transferinde...

Petrol payının artırılmasında...

İhtilaflı alanların Kürt bölgesine bağlanmasında...

* * *

Türkiye’yi yönetenlerin bakışı?
Reklamdan sonra devam ediyor

Takip edenler bilir.

Ankara’daki değerlendirmeler de farksızdı.

* * *

Bu yüzden... Son haftaya kadar.

Bölge başkentleri alarma geçemedi.

Sınırlar bile tutulmadı.

“İran kapattı” diye haberler çıktı.

Tahran hemen düzeltti.

Nedense: “Hayır, açık” derken pek bir hevesliydiler.

* * *

Ya Türkiye?

Habur trafiği eskisinden bile yoğundu.

Kriz çıkar da kapatılır diye hızlandırılmıştı.

Uyarı açıklamalarının tonu fazla düşüktü.

Milli Güvenlik Kurulu’nu toplamak için... 22 Eylül’e kadar beklendi.

Tereddütlere yol açtı bunlar.

Acaba: Türkiye, gerçekte karşı değil miydi?

* * *

Niçin böyle oldu?

Bölge ülkeleri nerede hata yaptılar?

Cevabı özetleyelim.

* * *

Bir: Suriye krizinde bölge kuvvetleri iki kampa bölündü.

Kavgaya tutuştular.

Bir tarafta İran, Suriye, Irak ve Hizbullah...

Diğer tarafta Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan...

* * *

İki: 2015 yılı ortasından itibaren durum değişti.

Türkiye, ABD cephesinden ayrışmaya başladı.

Ankara için birinci mesele: PKK/PYD ayrılıkçılığıyla mücadeledir artık.

İran-Suriye-Irak cephesinin “düşman”ı ise tekfircilik.

IŞİD benzeri grupları esas aldılar.

Bu yüzden İran cehpesi, ayrılıkçılığa hayırhah yaklaştı.

* * *

Üç: 2014 sonbaharı...

ABD askeri olarak sahaya indi.

ABD artık Irak’ta Barzanilerin koruyucusuydu. Suriye’de PKK/PYD’nin.

Oysa: 2011 Aralık ayında Irak’tan çekilmek zorunda kalmıştı.

* * *

Dört: ABD ordusu Kürt bölgelerine yerleşmeye başladı.

8 kadar havaalanı kurdu.

İran cephesi önceliklerini değiştirmedi yine de.

Hala tekfircilik öncelikli tehditti. Amerikancı ayrılıkçılık değil.

* * *

Beş: AKP Türkiye’si tehdidi doğru tespit etti.

Gereğini yapmadı fakat. Gel gitler yaşadı.

Rusya’nın uçağını düşürdü.

Suriye’yi “düşman” kampında görmeye devam etti.

Barzani ile çalıştı. Bağdat’la değil.

Zaman zaman: Tahran’la ilişkileri hasmane oldu.

* * *

Altı: Amerikancı ayrılıkçılık ise sahada mesafe aldı.

Barzaniler: Kontrol ettikleri bölgeyi yüzde 100 büyüttüler.

Başta Kerkük, zengin petrol bölgeleri dahil.

PKK/PYD: Suriye’de 3 kanton birden kurdu. İkisini birleştirdi.

* * *

Sonuç:

Bölgesel kamplaşma...

Eski rekabetler....

Siyasi dar görüşlülük... Yetmezlikler...

Bölgede ortak aklın teşekkülünü önledi.

Bu yüzden: ABD’nin “İkinci İsrail” projesi görülemedi.

Devam edeceğim...

Aydınlık Gazetesi

Yorum ekle

Sosyal Medya