Yasadışı bir referandum

Uluslararası Hukuk, askeri işgalin sonlandırılması dışında, referandumla veya başka bir yolla ayrılma veya bağımsız bir devlet kurma hakkı tanımamaktadır

AV. ONUR SİNAN GÜZELTAN

YAZI dizimizin bu bölümünde, Irak Bölgesel Yönetimi’nin düzenlemek istediği referandumun hukuka uygunluğunu incelemenin yanı sıra, emperyalizmin bu hamlesine karşı bölge ülkeleri tarafından alınabilecek önlemleri değerlendireceğiz. Irak Anayasası ve Uluslararası Hukuk kuralları söz konusu “bağımsızlık referandumunu” incelerken temel hukuki dayanaklarımız da olacak.

IRAK ANAYASASI IŞIĞINDA REFERANDUM

ABD işgali sonrası, 2005’te Irak halkının %66’sının katılımıyla gerçekleştirilen bir referandum sonucu, yeni Irak Anayasası kabul edildi.

ABD işgalinin gölgesinde yazılmış olan bu anayasanın elbette eleştirdiğimiz pek çok hükmü mevcuttur; fakat bölünme referandumu tartışmasında temel alabileceğimiz hukuki ve meşru bir zemindir.

J. J. Rousseau’nun “toplumsal sözleşme” kavramında da belirttiği gibi hukuk, bir arada yaşam iradesinin yazılı halidir. Küreselleşen dünyada, ülkelerinin iç işleri ve uluslararası ilişkilerin kesiştiği noktalarda, hukuka uygunluk uyulması gereken temel bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.

Bu noktada, Batı Asya medeniyetini emperyalizmden ayıran, ulusal hukuk kurallarına gösterdiği saygı olacaktır. Bu noktada, Barzani kliğinin düzenlemek istediği referandumun, Irak ulusal hukuk kurallarına oluşturduğu tezadı, dünya kamuoyuna aktarmak da Batı Asya cephesine önemli bir kazanım sağlayacaktır.

Iraklıların ortak bir biçimde onayladığı, Irak Anayasası’nın 13. maddesi, “Bu Anayasa Irak’taki en üst yasa olup, Irak’ın istisnasız her bölgesinde geçerlidir” hükmüyle Anayasa’nın, tüm Irak toprakları üzerinde bağlayıcı olduğunu ifade etmektedir.

Aynı maddenin ikinci bendinde, Avusturyalı Hukukçu Hans Kelsen’in bütün dünyada kabul gören “Kurallar Hiyerarşisi” kavramına atıf yapılmaktadır: “Anayasayla bağdaşmayan yasa çıkartılamaz. Bölgesel anayasalarda veya diğer hukuki belgelerde Irak Anayasası’yla çelişen hükümler geçersiz sayılır.”

Avusturyalı Kelsen’i tekrar eden Irak Anayasası, net bir biçimde Irak’ın herhangi bir bölgesinde -Barzani’nin liderliğindeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi de, adı üzerinde Irak merkezi yönetiminin kontrolü altındaki bir bölgedir anayasanın hükümlerine aykırı bir yasa yapılamayacağı veya hükmün verilemeyeceğini ifade ediyor.

Barzani’nin hukuksuzluğu sadece referandum kararında değil, 2009’da kabul edilen fakat halen referanduma sunulmadığı için yürürlüğe girmeyen Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Anayasası incelendiğinde de görülecektir. Bu metnin ikinci maddesinde çizilen Kürt Bölgesel Yönetimi sınırları, Irak Anayasası’nı açıkça ihlal etmektedir.

Bu noktada Kerkük’ün statüsüne değinmekte yarar var.

Bölgede faaliyet gösteren, sivil toplum kuruluşları dahil pek çok yapı, Kerkük’te Türkmen ve Arap nüfusun, Barzani kuvvetleri tarafından zorunlu göç ve sürgüne tabi tutulduğunu tespit etmiştir.

Irak Anayasası’nda Kerkük, herhangi bir bölgeye bağlı olmayan vilayet olarak tanımlanmıştır. Oysa Barzani’nin yürürlüğe koymaya kalkıştığı anayasa, Irak İdari Yasası’nın 58. maddesine atıf yapan Irak Anayasası’nın 140. maddesine dayanarak, dolaylı yoldan Kerkük’ün de Irak Kürt Bölgesi’nin sınırları içinde olduğunu iddia etmektedir. Barzani, her alanda hukuk kurallarını çiğnemektedir.

IRAK ANAYASASINA UYGUNLUK

Ana konumuza dönersek, Irak Anayasası’nın 141. maddesi açık bir biçimde Kürdistan bölgesinin ismini de kullanan şu hükmü içermektedir: “1992 yılından bu yana Kürdistan bölgesinde çıkartılan yasalar yürürlükte kalmaya devam eder. Mahkeme kararları ve sözleşmeler dahil olmak üzere, Kürdistan bölgesel hükümeti tarafından alınan kararlar, Kürdistan bölgesi yasaları gereğince ve bölgenin ilgili makamları tarafından değiştirilmedikçe, iptal edilmedikçe ve bu anayasayla (Irak Anayasası) çelişmedikleri sürece geçerli sayılırlar.”
Reklamdan sonra devam ediyor

141. madde net bir biçimde, IKYB’nin ancak Irak Anayasası’na uygun yasalar ve kararlar alabileceğini belirtmektedir. IKYB’nin varlığı Irak Anayasası’nın bir sonucudur ve Barzani Irak Anayasası’nın verdiği yetkiler kapsamında hareket etmek zorundadır.

Bu nedenlerden ötürü söz konusu “bağımsızlık referandumu” Irak yasalarının açık bir ihlalidir.

Uluslararası hukuk kurallarının da incelenmesi tespitimizin dayanaklarını pekiştirecektir.

REFERANDUMLA ULUSLARARASI HUKUKUN İHLALİ

Bağımsızlık referandumlarının uluslararası hukuka uygunluk şartları tartışması, geçtiğimiz yıllarda düzenlenen, Kosova (2010), Güney Sudan (2011) ve Kırım (2014) referandumlarıyla sıkça gündeme gelmişti.

Tahlilimize geçmeden evvel, uluslararası hukukun bir üst yapı kurumu olarak, ülkelerin siyasi konumlanmaları doğrultusunda eğilip büküldüğünü hatırlatmak gerekiyor. Dolayısıyla sınırları kesin kurallardan bahsedemeyiz.

Fakat yukarıda verdiğimiz üç örnek ışığında devletlerarası hukukun yetkili makamı, Uluslararası Adalet Divanı tarafından da dillendirilen, bağımsızlık referandumuyla ilgili temel prensibi yinelemekte yarar var:

Uluslararası Hukuk, decolonisation (sömürge yönetiminin tasfiyesi) ve askeri işgalin sonlandırılması dışında, herhangi bir referandumla veya başka bir yolla ayrılma veya bağımsız bir devlet kurma hakkı tanımamaktadır.

Eğer ayrılma üçüncü bir ülkenin askeri müdahalesinin sonucunda gerçekleşiyorsa, uluslararası hukuk tarafından yasadışı olarak tanımlanmakta ve diğer ülkelerin, bu yasadışı referandum sonu doğan sözde bağımsız devleti tanıması yasaklanmaktadır.

MEŞRU ZEMİN YOKTUR

Söz konusu devletlerarası hukuk prensibini, IKBY’nin referandum kararına uygularsak:

Öncelikle, IKBY’nin, Irak Merkezi Hükümeti’nin bir sömürgesi olmadığını belirtmek gerekir.

Cumhurbaşkanları Fuad Masum ve Celal Talabani başta olmak üzere pek çok Kürt asıllı isim, Irak devletinde görevler üstlenmektedir. Yöneticileri Kürt olan bir merkezi yönetimin, yine Kürtlerin yönettiği bir bölgesel yönetimi sömürge olarak yönettiğini iddia etmek en basit tabirle saçmalamak olacaktır.

İkinci olarak, IKBY, hiçbir şekilde Irak Merkezi Hükümeti’nin askeri işgali altında değildir. Söz konusu bölgede, Barzani’ye bağlı peşmerge kuvvetleri kolluk kuvveti vazifesini sürdürmektedir. Hatta yetkilerini aşıp komşu ülkelerde operasyonlar yapmaktadırlar.

Uluslararası Adalet Divanı’nın ortaya koyduğu şartlar ışığında, IKBY’nin düzenlemek istediği referandumun herhangi meşru biz zemini olmadığı açıktır.

Uluslararası Adalet Divanı’nın kararından hareket ederek, IKYB’nin referandumunun, üçüncü bir ülkenin, yani ABD’nin müdahalesi sonucunda gerçekleştirilmek istendiğini ve yine uluslararası hukuk kuralları ışığında, diğer ülkelerin, eğer söz konusu referandum gerçekleşirse, sözde bağımsız Kürdistan’ı tanımasının yasak olduğunu belirtebiliriz.

AYDINLIK

Yorum ekle

Sosyal Medya