Kemal Kemale'meye (Kemal bizim Kemalimiz'dir)

Bayram Yurtçiçek

Ramazan Ergin’in yazdığı ve DO Yayınlarından çıkan “Reşo Kuri, ‘Kanın gizli tarihi" adlı kitabını okuyunca çocukluğumun efsanesi Awinalı Kamil beyle tekrar yüz yüze geldim. Ama bu defa söylence olarak değil, bizzat yazarın (ki kendisi de oralıdır) derleyerek oluşturduğu gerçek yaşam öyküsü ile.
Ancak bölge halkına sevdalı birinin yazacağı bir üslup tutturmuş yazarımız. Şiirsel, halk anlatılarına benziyor yer yer. Bazı tarih hatalarına düşüldüğü görülüyor. Örneğin Awina’lı Kamil Beyin dedelerinin Awina köyüne geliş tarihleri 350 yıl olması mümkün değil. Çünkü dört kuşak 150 yılı geçmez. Buna son yetmiş yılı da katarsanız en fazla 220 gibi bir rakama ulaşabilirsiniz. Yine Ermeni tehciri ve Süryanilerin ‘bın xet’ olarak adlandırılan Suriye’ye göçmeleri 1915’lere tekabül etmektedir. O zamanlar, Suriye Osmanlı devletine bağlıydı ve daha ‘bın xet’ olmamıştı. Fransız işgali l. Dünya savaşından sonradır. Ama bütün ufak tefek yanlışlar eserin önemini ortadan kaldırmıyor. Yazarımıza tavsiyemiz bu tür çalışmalara devam etmesi ve kaybolup giden değerlerimizi, olumlu ve olumsuzluklarıyla kayıt altına almak gibi önemli görevini sürdürmesini istiyoruz.

Awinalı Kamil bey Mardin iline bağlı Savur ilçesi Sürgü Beldesi’nde oturur. Sürgü’ye bağlı 33 köyün sahibidir. Aynı zamanda Sürgücü aşireti lideridir. Dedeleri 250 yıl önce Muş’un Malazgirt ilçesinden gelmişlerdi. Malazgirt’in ünlü Hesenan aşiretindendirler. Hangi nedenle göç ettikleri bilinmemektedir. Sürgücü köylerinin merkezi sayılan Awina köyüne gelen dedeleri Hasan’ın lakabı Hesené Ker Qut’tu. Kuyruksuz eşekli Hasan anlamına geliyordu. Kitabın geniş bir özetini Teori dergisi için hazırlıyorum. Bu yazıda Sürgü köylerinde Mustafa Kemal ile ilgili söylenenleri aktaracağım.

KEMAL'İN GÖZLERİ MAVİDİR

1920’li yıllarda Mustafa Kemal adında bir paşanın Osmanlıya ve Türkiye’yi işgal eden yabancı orduların karşısına dikilmiş olduğu ve zaferler kazandığı haberi ta Sürgücü köylerine kadar ulaşmıştır. Bölge halkının Birinci Dünya Savaşı içinde görüp tanıdığı ve sevdiği bu Paşa’nın başarıları Sürgücü köylerinde büyük bir heyecan yaratır. Kemal Paşa üzerine türküler yakılmaya başlanır. Halaylar çekilirken söylenen bu türküler daha sonra yeni yeni olaylarla zenginleşir:

Kemale Kemale oy oy(Kemal Kemal oy oy)

Kemal Kemalé meye(Kemal bizim Kemalimizdir)

Ya dé keçké te dotmamé(Anam, amca kızları )

Çavé Kemal şine(Kemal’in gözleri mavidir)

Demançe dikşine( Tabancayı çeker)

Çavé dıjmın dırjine (Düşmanın gözünü yere akıtır)

İnönü dönemini yaşayınca şunları da ekleyerek söylemeye başlarlar:
Reklamdan sonra devam ediyor

Wexta Kemal hat nané me genım bu (Kemal geldiğinde ekmeğimiz buğday oldu)

Wexta İsmet hat nané me garıs bu (İsmet geldiğinde ekmeğimiz arpa oldu)

Bu türkü çok önemlidir. “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa” türküsünü andıran ve tamamen halkın kendi söylediği bir Türkü’yü bulmuş oluyoruz. Bu türküyü derleyen ve kitabına alan Ramazan Ergin bey, Kemalist değildir. Hatta Kemalizm’e mesafeli olduğu da söylenebilir. Şimdiye kadar, Kürtlerin Kurtuluş Savaşı’na katılmadığını, Mustafa Kemal’in sadece Kürt ağa ve beylerinin desteğini aldığı iddia ediliyordu. Bu türkünün de gösterdiği gibi, sadece Kürt ağa ve beyleri değil Kürt köylülerinin de emperyalizme ve yabancı hakimiyetine karşı Mustafa Kemal’i desteklediği görülmektedir. Müzik araştırmacıları ve derleyicilerin Sürgücü köylerine giderek, Mustafa Kemal üzerine söylenmiş bu türküyü mutlaka kayıt altına almalı ve bu türkü bütün televizyonlardan verilmelidir.

KURTULUŞ SAVAŞI

Süryani Metropoliti, tarihçi Hana Dolaplanu’nun kayıtlar ve fotoğraflarla Mardin Tarihi adlı eserinde şunları yazıyor: “ 1917 yılında Mustafa Kemal Resulayn üzerinden Mardin’e gelmişti. Hıdır Çelebi Kömürlü’nün evinde kalmış, aynı günlerde tarihi Mardin evlerinden birinde Alman karargahını ziyaret etmiştir. 1918 yılında Osmanlı mutasarrıf Mustafa Nadir beyle galip devletler adına İngiliz Siyasi Hakimi Noel Mardin şehrini savaşsız almak için eşraf ile konuşmaya gelmiş, Eşraf karar bildirmemiş, Süryani Patriği 3. İlyas Şakir efendiye danışmışlar, Patrik ise Türk idaresinden başka bir idare istemiyoruz demiş. Patriğin önerisini Mardin eşrafı oy birliği ile kabul etmişti. İngiliz siyasi hakimi Noel bu cevap üzerine Derik ilçesine geçmiş. Salih ve Necim ağalar İngiliz Noel’e sıcak bakmamış. Mardin’i işgal için kuvvet toplamaya Viranşehir ilçesine gitmiş, İbrahim Paşa oğullarını elde etmiş, Urfa ve Siverek birleşerek isyan çıkarmıştı. Diyarbakır’daki Elcezire Kumandanı Nihat Paşa, Necim Ağa’nın çocukları Salih ve Abdi ile 500 kadar asker bu isyanı bastırmışlar ve isyancılar Suriye’ye kaçmışlardır.

Necim Ağa’nın çocuklarına gösterdikleri kahramanlıktan dolayı İstiklal madalyası verilmiştir. 1919 yılında Londra’da yapılan galip devletler antlaşmasına göre Doğu ve Güneydoğu illeri Fransızlara terk edilmiş, Mondros Antlaşması’ndan faydalanıp, bölgeyi işgale başlamışlar. Mardin hariç Maraş, Antep, Urfa ve diğer iller işgal edilmiş, Mardin mıntıka kumandanı Yarbay Kenan Bey milli bir teşkilat kurması için Milli Zade Eyüp Önen’i memur etmiş. Fransız askeri birliğinin başında diplomat Norman varmış. Mardin şehrini yanındaki subaylarla teslim almaya gelmiş, geldiği gibi Kenan Paşa’nın araya girmesi ile canını bile zor kurtararak gerisin geriye gitmiş.”

Görüldüğü gibi bölgenin güçlü aileleri ve aşiretler Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’nin yanında yer almıştır. Fransızların ve İngiliz *Noel’in çabaları başarılı olmaz. Bölgenin Türklerden yana tavır koymasının önemli bir nedeni Mustafa Kemal’in daha 1917’de bölgede görevli iken kurduğu dostluklar ve ilişkilerdir.

Mustafa Kemal ilk Doğu görevine Silvan’a miralay olarak atanması ile başlar. Burada Silvan beylerinden Sadık beyle kurduğu dostluk bölgede hala dillerden düşmez. Akşamları yemeği Sadık beylerde yer. Konağa gelemediği zamanlarda Sadık beyin kızı Makbule yemeğini çadırına götürür. Mustafa Kemal kendisine her gün yemek getiren bu kızı manevi evladı olarak kabul eder. Sadık Beyin kızı makbule Kamil ağa ile evlendirilir. Bu arada Cumhuriyet kurulmuş ve feodal çevrelerde hoşnutsuzluk başlamıştır. Mustafa Kemal’in yakın dostu Sadık Bey konağının kapısı önünde Hesené Fılit tarafından öldürülmüştür. Sadık Bey’in konağının bu kapısı hala kapalıdır ve o günden beri de açılmamıştır.

1925 yılı aynı zamanda Şeyh Sait ayaklanmasının başladığı yıldır. Sürgücü aşireti ayaklanmayı desteklemez. İlk başlarda tarafsız kalır. Diyarbakır’ın isyancılar tarafından ele geçirilmesi üzerine topçu eğitimi aldığı için Sürgücü aşiret reisi Awina’lı Kamil Bey yüzbaşı rütbesiyle göreve çağrılır.

Kamil Bey, isyanın bastırılmasında büyük yararlılıklar gösterir. Ancak bölgedeki rakiplerini isyancı gibi göstererek, temizlediği iddiasıyla tutuklanır. İstiklal mahkemesinde yargılanır ve idama mahkûm olur. Bunun üzerine Kamil Beyin eşi ve aynı zamanda Atatürk’ün manevi kızı Makbule devreye girer. Manevi babası Miralay Mustafa Kemal artık cumhurbaşkanıdır. Manevi babası Mustafa Kemal’e Kamil beyin eşi Makbule hanım “Kocam Kamil, hiçbir suçu ve bilgisi olmadan alınıp idama mahkum edilmiş. Çadırına taşıdığım çorba ve hizmetlerimin hatırına da olsa kocamı kurtar. Kocam iki gün sonra idam edilecek” diye telgraf çeker. Mustafa Kemal telgrafı alınca duygulanır. İstiklal Mahkemesine Awinalı Kamil Bey’in durumunun yeniden incelenmesi ve durumun kendisine bildirilmesini ister. Mustafa Kemal’in bu telgrafı üzerine durumu yeniden görüşen mahkeme İdam cezasını kaldırır. Daha sonra tekrar yargılanan Kamil Bey Sinop’a sürgün edilir.

* Binbaşı Noel olarak ta bilinir. Kurtuluş Savaşı döneminde Kürt aşiretleri ve ağaları arasında çalışma yaptı. Kürtlerin Ermenilerle birleşmesi ve İngiliz- Fransızlarla ittifak etmesi için çok çalıştı. Kürt Lawrens’i olarak ta tanınır. Başarılı olamadı ve bölgeden kaçmak zorunda kaldı.

AYDINLIK

Yorum ekle

Sosyal Medya