Rus Katliamına Uğrayan Suriye Türkmenleriyle ABD Katliamına Uğrayan Irak Türkmenlerinin Var Olma Mücadelesi

Rusya  ve ABD Türkmen  katliamı yapan iki ülke Bu  emperyalist  iki ülkenin Suriye ve Irak politikası  Kürt  odaklıdır.Kalabalık  bir Türkmen  nüfusuna rağmen,politikalarında Türkmenlere yer yoktur.

 


Sayıları 3.5 – 6 milyon civarında olduğu tahmin edilen Irak Türkmenleri, asırlar önce Türkistan’dan batıya göç ederek Irak’ın kuzey ve orta bölgelerine yerleşmiş ve burayı kendilerine vatan edinmişlerdir. Oğuz boyundan olan bu Türk gruplarının Irak bölgesine göç etmeleri, Türklerin Anadolu’ya gelmelerinden çok önceki tarihlere rastlamaktadır. Bu göçler, uzun yıllar süren ve birbirini izleyen dalgalar şeklinde gerçekleşmiştir .


Irak Türkmenleri bugün Irak’ın kuzey batısında yer alan Telafer ilçesi ve bu ilçeye bağlı belde ve köylerden başlayarak, sırasıyla Musul civarındaki belde ve köyler, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tazehurmatu, Tuzhurmatu, Kifri ve Bağdat’ın kuzeyine kadar uzanan onlarca Bayat boyuna mensup belde ve köylerde yaşamaktadırlar. 
Suriye’ye yerleşen Oğuz boyları iki koldan ilerlemiştir. Birincisi Halep, Hama, Humus, ve Şam yöresine yerleşmiştir. Bunlar daha çok Bayat, Av- şar, Beğdilli ve Döğer boyuna mensup oymaklardır. Diğer kol ise Lazkiye ve Trablusşam istikametinde Ensariye dağlarının batısına yerleşen Türk boylarıdır .


Sayıları 3.5 milyonun üzerinde olduğu kabul edilen Suriye Türkmenleri Fırat nehri ile Halep’in kuzeyinde bulunan Ezar şehri arasında, Halep şehrinde, Hatay’ın güneyinde Bayır bölgesinde ve Golan’dan göç edip Şam’da yerleşmişlerdir. Şam bölgesinde yaşayanlara Şam Türkmeni denirken, Halep ve Rakka bölgesindekilere Halep veya Culap Türkmenleri, Lazkiye Türkmenlerine de Bayır-Bucak Türkmenleri denmektedir.


Önemli  nüfuslarına  rağmen Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de Türkmenler devamlı ikinci planda tutulmuş.
AKP hükümetinin yanlış politikaları nedeniyle Musul, Kerkük ve Erbil’de Irak Türkmenleri görmezden gelinmiş ve Kürt grupların başını çeken Barzani dikkate alınmıştı. Bunun neticesinde Türkmen topraklarının Kürtler tarafından tamamıyla yağmalanmasına ve ele geçirilmesine toplum olarak sadece seyirci kaldık. Irak Türkmenleri şuan Kerkük civarına sıkıştırılmış, Arap ve Kürt mücadelesinin arasında silahsız ve korunmasız bir unsur olarak mücadelesini demokratik yollarla sürdürme çabasındadır. Bu konuda Türkiye hükümetinin Türkmen haklarını savunmaya yönelik hiçbir destek vermediği açıkça görülmektedir. Irak’ta Türkmenlerin çığlıklarına kulak vermeyen ve her etapta Kuzey Irak Kürtleriyle işbirliği yapan AKP hükümeti Türkmen kardeşlerimizi hala ihmal etmeye devam etmektedir. Son on yılda uygulanan yanlış politika şuan Suriye Türkmenlerine de uygulanmaktadır.


AKP hükümetinin  Irak politikası Barzani  Kürt odaklıdır.Bu  politikadan güç alan Barzani Irak Türkmenlerine  karşı her türlü saldırıyı yapmaktadır.Kerkükü  ve birçok Türkmen şehrini  bir oldu bitiyle Sözde Kürdistan  Özerk bölgesine  katan Barzanı yönetimi  Türkmenlere etnik temizlik yapmaktadır.
AKP hükümetinin Suriye Politikası Arap  merkezli olup, Suriyeli Türkmenlerini etnisitelerini öne çıkarmamaları konusunda devamlı uyarmaktadır.


Türkiyenin Politikası Türkmen devleti kurmak olmalıdır


Irakta ve Suriyede  Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde Türkiyenin hedefi uzun  vadede Bir Türkmen  devleti olmalıdır.
Türkiye’nin 2000’li yıllardan sonra Türkmenleri önceleyen politikasını terk ederek Kürt ve Arapları önceleyen politikalara yönelmesi, Türkmenlerin sahipsiz kalmasına, kendilerini öksüz ve yetim hissetmelerine yol açmaktadır. Türkmenlerin çoğunlukla veya yoğunlukla yaşadığı bölgelerde özerk Türkmen yapılanmalarına gitmek, Türkmenlerin siyasi, sosyal ve kültürel haklarını garantiye almak yerine Sünni Araplar ile Kürtlerin haklarını önceleyen bir politik tercih ortaya konmuştur. Bu politik tercih, Türkiye’nin bölgesel çıkarlarını ne denli koruduğu ve kolladığı 10 yıllık uygulamalar sonunda görülmeye başlamıştır. Sonuç ne yazık ki Türkiye lehine görünmemektedir.


Suriye-Irak bölgesinde çatışmaların yoğunlaştığı Haziran ayından beri Türkmenlerin boşaltmak zorunda kaldıkları bin yıllık kentleri birer birer Kürt kontrolüne geçmekte ve Türkmeneli sahası hızla Kürtleştirilmektedir. Kurtarıcı görünümünde Türkmen topraklarına giren Peşmerge liderlerinin “girdiğimiz yerlerden çıkmayacağız” şeklindeki beyanatları, IŞİD’in Erbil-Bağdat arasına yerleşmesinin Kürdistan’ın kurulması için tezgâhlanan bir operasyon olduğu yorumlarını haklı kılmaktadır. Irak ordusunun Kerkük’ü tamamen Peşmergelerin eline bırakmasıyla bağımsız Kürdistan’ın önündeki son engelin de ortadan kalkmış olması şüpheleri arttırmaktadır.


ABD  VE  RUSYANIN  IRAK VE SURİYE POLİTİKASINDA TÜRKMENLER YOK  KÜRTLER


ABD  Irak işgalinde Telaferde büyük Türkmen katliamı yapan ülke,Rusya  ise Suriyede Bayır Bucak  Türkmenlerini  katleden ülke  iki  ülkenin  Politikaları bir birinin benzeri ABD Irak işgali sonrası Kürtlere Irakın kuzeyinde bir Özerk bölge  kurdu,Rusya  İse   Suriyenin  Kuzeyinde Kürtlere  özerk bir bölge  kurulmasını savunuyor. İki  ülkenin  politikaları aynı  Türkmenleri  Irak ve Suriyede  yok sayma üzerine kurulmuş.
ABD işgal  kuvvetleri Telafer’e sızdıkları ve terörist oldukları tahmin edilen belirsiz kişileri bahane ederek , bu güzel Türkmen kentini hedef almış ve ağır biçimde bombalamıştır. Musul kentinin 60 km. batısına düşen ve halkı tamamen Türkmenlerden oluşan Telafer’deki sivillerden 60 üzerinde Türkmen ölmüş ve 200’ün üstünde sivil yaralanmıştır. Ölen ve yaralanan sivillerin çoğunluğunu kadınların ve çocuklardı.


Telafer daha önce de iki etnik grup arasında bir gerilime sahne olmuştu. Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ardından, Kürdistan Demokratik Partisi Telafer’e kendi valisini atamıştı. Kürt vali Abdul Halik’ın bürosuna astığı Kürt bayrağı gerilimi artırmış, “Ya bayrağı indir, ya ölürsün” uyarısına kulak asmayan vali, ertesi gün öldürülmüştü.
Telafer operasyonu ne yazık ki amacına ulaşmıştır. Türkiye-Irak sınırında şu bir türlü açamadığımız ikinci kapının “Ovacık kapısı” bulunduğu yerden Telafer’e doğru inen Dicle’nin doğusundaki köyler zaten bir bölümüyle Kürt köyleriydi. Telafer operasyonundan sonra Barzani, nehrin batısındaki 13 köye ve Zammar’a çoğu İsrail’den getirilmiş Yahudi-Kürt nüfusu yerleştirdi. Böylece, Türkiye’den Telafer’e uzanan koridor Kürt kontrolüne girmiş oldu.


Türkmen Bölgelerine Kürt Göçü bölgenin Kürtleştirilmesi


Kürtler’in gözünü diktiği Kerkük kenti büyük çaplı Kürt göçüne sahne olmuştur. Amerikan haber ajansı Associated Press’in (AP) haberine göre, kente her gün yaklaşık 500 Kürt yerleştirilmektedir. Bölgedeki ABD’li komutanlar, Kerkük’ü “Irak’ın Kosovası” olarak nitelendirirken, gelişmelerin uzun vadede istikrarı tehdit ettiğini söylüyordu

Kerkük’ten sorumlu Amerikan  İşgal kuvvetlerinin 1’inci Amerikan Piyade Tümeni’nin komutanı Tümgeneral John Batiste, nüfus yapısında bu göçten dolayı meydana gelen değişikliğin, uzun vadeli istikrarsızlığa yol açabileceğini söyledi. Aynı birliğin istihbarat subayı Yarbay Jim Stockmoe da, Kerkük’ü “Irak’ın Kosovası” olarak nitelendirerek, kentteki gelişmeler yüzünden iç savaş çıkabileceği tehlikesine dikkat çekti.
“Kürt Göçü” örtüsü altında oynanan oyunun gerisinde, 1300 yıldır Kuzey Irak’ta özellikle Musul, Kerkük ve Erbil bölgesinde yaşayan yaklaşık 2.800.000 Türkmen’in 674’den beri yaşadıkları topraklarından sökülüp atılmalarını hedef alan bir Asimilasyon’a tabi olmaları yatmaktadır.


Irakta ABD politikası gereği  Irak fiilen 3’e bölünmüş. Kürtler Özerk yönetimine kavuşmuş, Araplar Şii ve Sünni olmak üzere 2’ye bölünmüş ancak Türkmenler yok sayılmıştır.


Şu an Suriye Türkmenleri ,Bayır Bucak Türkmenlerinin yaşadığı Trajedi, Kerkük Türkmenlerinkinden farklı değildir.
AKP hükümetlerinın  takip ettikleri yalnış Amerikan politikaları Türkmenleri bugünlere getirdi . Şuan Türkmenlerin yaşadığı felaket tesadüfi değildir; AKP’nin “stratejik ortağı” Amerika ile Rusya’nın vardıkları anlaşmanın neticesidir. Türkmenlerin yaşadığı bölgenin tamamı veya bir bölümü yapılan anlaşma gereği yeni oluşturulacak Özerk  Kürt  Yönetimi  ve  Arap Nusayri devletine  bırakılıyor .

AKP HÜKÜMETİNİN  TÜRKMENLERE MEZHEPÇİ  BAKIŞ AÇISI


Irak Türkmenlerinde Sünni Türkmen de var Şii Türkmen de. Ancak AKP  hükümeti içişlerine müdahele ettiği ana kadar Türkmenler arasında asla mezhep kaynaklı sorunlar yaşanıyor değildi. Bugünün Irak’ında Türkmenler özellikle siyasi anlamda dağınık, buna bağlı olarak da başarısız durumdalar. Çünkü Türkiye Türkmen siyasi sistemini parçalayarak dağıttı. Milliyetçi muhafazakar Türkmenler ile dindar Şii Türkmenler arasındaki mezhepsel ayrılıkları körükledi.


AKP  Hükümeti  Uluslararası  Türkmen  Konferansını engelledi


Türkiye, Irak Türkmenlerine dilediğini yaptıramadığı durumlarda sürekli zorluk çıkarmaya devam etti. Örneğin Avrupa Parlamentosu (AP) 14 Mart 2013’de Türkmenler için bir uluslararası konferans düzenledi. Türk Hükümeti bu konferansı eleştirdi. Türkmenlerin katılmaması için baskı yaptı.
Türkiye’nin ITC içinde oluşturduğu Türkiye yanlısı grup ile Irak parlamentosundaki Türkiye yanlısı Türkmen milletvekilleri Sünni lobilerle işbirliği yaparak Irak parlamentosunda Türkmenler yararına hazırlanan yasaların geçmesini engelledi.

Irak Türkmen forumu da engellendi


n 25 Ekim 2014’te Irak Türkmen İslam Birliği Genel Sekreteri Yardımcısıyla, ITC Başkanı ve Vekili arasında yapılan bir toplantıda tüm Türkmenlerin katılacağı bir forum düzenlenmesine karar verilmişti. Forum Irak Türkmen Forumu adıyla 6-7 aralık 2014’de tüm Türkmen kurumlarının katılımıyla Bağdat’ta toplandı. Türkiye bu forumu engellemek için elinden geleni yaptı. Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden tüm Türkmen kanaat önderlerine telefonla foruma katılmamaları istendi. Bazıları baskılara direnmesine rağmen Türkiye yanlısı olan Irak Türkmen Partisi üyesi Hasan Turan, Müslüman Kardeşler’le yakın ilişkisi olduğu söylenen Türkmen Adalet Partisi, ITM Başkanı Yunus Bayraktar, ITC Ninova eyaleti meclisi üyeleri, ITC Erbil Temsilciliği, ITC Ankara temsilciliği, ITC Kerkük temsilciliği bu forumda yer almadı.


Türkiye, Şii Türkmenleri dışladı


Türkiye’nin baskısıyla 15 Kasım 2014’de ITM yerine daha küçük ölçekli bir Meclis kuruldu. Bu Meclis’e milliyetçi muhafazakar Türkmenler alındı ama Şii Türkmenler alınmadı. Bilinmez bir nedenle Türkiye’nin kontrolünde olan ITC de bu yeni meclise kabul edilmedi. Böylelikle Türkmen kurumlar arasında birlik zorlaştırıldı.
Sonuç  Olarak  Türkiye derhal  Irak ve Suriyede Türkmen odaklı bir politika izlemeli   Anadolu Türklüğünün uzantısı ve kader ortağı olan Suriye-Irak Türkmenlerinin varlık davası Türkiye’siz düşünülemez.

Kağan Ulutürk(Yücel Tanay)

Yorum ekle

Sosyal Medya