Minareyi çalmışlar şimdi kılıfını hazırlamakla meşguller!

Bildiğiniz üzere yalanlarını, yanlışlarını ve hakaretlerini başkalarına yamama “usta”sı olan Başbakan ile hükümetin yeni siyasi ortağı bebek katili Apo.. Türkiye’yi kafalarına göre şekillendirmek üzere kolları sıvadılar. Ordunun ve yargının gözetiminde, yandaşıyla, candaşıyla, medyasıyla, Soros takviyeli STK’larıyla tekmili birden; AKP-Apo, PKK ve BDP ile birlikte hep beraber bu operasyonu yürütüyorlar.

Ancak bu durum bugün oluşmuş değildir. Bunun elbet bir evveliyatı var.
Başbakan ve partisinin iktidara getirilişinden tutun da mevcut duruma gelişe kadar sürüyle karartmalar ve nice orta oyunlar, nice meddahlıklar sergilendi..

Hedef saptırmalar zaten ganiydi..

Öyle ki, toplum adeta meşhur kurbağa deneyine tabi tutulmuş gibi, etrafında gelişen olaylara sadece boş gözlerle bakmakla yetindi…

Oysa çok az bir dikkat ve gözlem kendisine kurulan çeşitli tuzakları görmek için fazlasıyla yetip artacaktı…

Amma velâkin dediğimiz gibi çakma “usta” ve kendisine gönüllü çırak olmayı adeta vazife edinenler veya bunlara duygusal bağları olanlar 10 yıldır oynadıkları tiyatroyu başarıyla sunuyorlar…

Şimdi onlar için meşum planlarını uygulamak adına hemen her şey olgunlaşmış olmalı ki, “PKK ile hiç bir pazarlığımız yok” yalanı eşliğinde, artık oldukça fütursuzca davranıyorlar..Yani yine insanların ruhunu okşayan güzel sloganlar eşliğinde yarattıkları ortamda minareyi çalmışlar, kılıfı da uydurup bir an önce netice alma yada son darbeyi vurma telaşındalar…

Netice anlayacağınız üzre malûm ve hiçte hayrımıza değil!

İşte anlatmaya çalıştığımız bu malûm sonuca biran önce ulaşmak için;
“Analar ağlamasın”, “gözyaşı ve kan dursun”, “kan dökülmesin” gibi mottolarının ardından da; aşağıdaki şu soruyu sormayı/sordurmayı asla ihmal etmiyorlar…

Yoksa siz bunları istemiyor musunuz?

Ne münasebet istememek ne kelime, bilakis bunlar çok güzel temenniler ve güzel istekler…
Hem bunlara kim “hayır” diyebilir ki?!

Fakat başta da dediğimiz gibi, niyette hayır olmayınca, sonucu da hayır olmamaktadır.

Değerli okurlar;
Ülkemizin ve Türk milletinin sonunu getirecek felaketlerle karşılaşmamak adına, yıllardır seslendik ve dedik ki:

“Allah rızası için, tekdüze düşünmeyin veya ne olur beyninizi başkalarına kiraya vermeyin” dedik..

“Yüce Allah(c.c)'ın bizlere en büyük nimeti olan aklınızı kullanın” diye yazdık, söyledik...

Ve…
“Türk milletinin ferdi olarak kendinizin bir tavrı, bir duruşu olsun, ‘milli ahlakınızı ve milli şuurunuzu’ koruyun” dedik...

Fakat nafile!!!
Bize değil, temelsiz yalan sözlere ve riyakârlıklara iltifat gösterildi…

-Mesela, bizi bir kalıba sokup yeni ve tehlikeli bir maceraya doğru sürükleyene de, başkalarının yön verdiğini bilmesem, inanın hiç gam yemeyeceğim...

-Mesela, daha düne kadar (tıpkı diğerleri gibi) inkâr ettikleri fakat bu gün “o proje artık nihayete erdi” diye varlığını kabul ettikleri ve bize göre aslında işlevi hâla devam eden BOP veya diğer melanetlerin odak noktası “Büyük Patron”un şekillendirmelerine ayak uydurmanın adı ne zamandan beri ülke yönetmek oldu?

-Mesela İslam düşmanı olup, sürekli İslam coğrafyasında çeşitli ölümcül ameliyatlar yapan bu küresel eşkıyanın; “barışın" dediğiyle barışmak, “savaşın” dediğiyle savaşmak ne zamandan beri “milli iradenin” sözünden gitmek oldu?

-Mesela daha üç-beş ay evvel “teröristlerle yanak yanağa” diye dokunulmazlıklarını kaldırmak için düğmeye basacağınızı söylediğiniz bölücü partinin hem dağdaki hem de meclisteki uzantılarıyla can ciğer kuzu sarması olmak nasıl bir politikanın, nasıl bir anlayışın ürünüdür…

-Bebek katilinin yol haritasını dahi “benim projem” diye kamuoyuna sunmanın adı Allah aşkına söyleyin nedir?

-Oslo sürecinden itibaren yapılanlar, söylenenler; yalanın, saptırmanın daniskası değil midir?

Ya bunları halka kabullendirmekle görevlendirilen ve bu işe zaten teşne, “metruk mahallerin sakini uğursuz baykuşları” diye nitelendirilebilecek olan akillere ne demeli?

Hasılı kelam Başbakan dâhil topunun ağzında şu cümle: “Baldıran zehri içmişlermiş..”

Hadin ordan be!

Şayet önce kendinizin, sonra partinizin, çevrenizdeki beslediklerinizin ve şakşakçılarınızın en ufak bir menfaati olmasa, kılınızı kımıldatırsanız namerdim..

Yazıya son noktayı koyarken diyorum ki; Eğer Türk milleti hâla şöyle bir silkinmez ise asıl baldıran zehrini yakında onlara, bizzat seçip başa getirdikleri içirecektir..

Haberleri ola!

Yeni bir yazımızda buluşmak üzere esen kalınız!

Yorum ekle